7/12/2009

Sinema: Public Enemies (2009)



Yönetmen: Michael Mann
Tür: Action,Crime,Drama,History,Thriller
Ülke: USA
Dil: English
Konu: The Feds try to take down notorious American gangsters John Dillinger, Baby Face Nelson and Pretty Boy Floyd during a booming crime wave in the 1930s. |
Süre: 140 dk
Oyuncular : James Russo, David Wenham, Christian Stolte, Jason Clarke, Johnny Depp
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt1152836/

Yalçın'ın Notu: 7/10

Depp ve Bale'i severim, Mann'a özel bir ilgim yoktur zaten filme de ice age 3 3D'nin seansının son otobüsü kaçırmama neden olacağı için afişteki kocaman Depp fotoğrafını da görerek biletimi aldım, girerken film hakkında en ufak bilgim yoktu yani hiç etkilenmedim. Filmden çıktığımda biraz buruk hissettim yani ne bileyim birşeyler eksikti, üstüne bir de son otobüsü kaçırıp eve taksiyle dönmem tuz biber oldu yani benim için baya masraflı bir sinema tecrübesi oldu. Filmin içeriğine çok yorumda bulunmayacağım bence güzel kotarılmıştı; Dillinger'ın kişiliğine dair çok az bilgi içerdiği yönünde eleştiriler okudum ki ben de öyle düşünüyorum, karakterlerin hemen hepsi çok yüzeysel kaldı ve baya çok karakter vardı.

Benim asıl tepkili olduğum konu ise görüntünün kendisi idi yani sinemada film izlemem için görmem gereken ihtişam, ihtişam yoksa evde 23" lik LCD'mde izlemeyi tercih ederim, içecek, yiyecek ve rahatlık konusunda sinemadan oldukça üstün. Bu film dijital olarak çekilmiş ama RED falan kullanılmamış eski nesil 2/3 algılayıcıya sahip Sony Cine Alta F23 kullanılmış. Tercihin nedeni küçüık algılayıcının çok daha fazla alan derinliği verebilmesi imiş ama sonuçtaki görüntüler çok donuk olmuş, bluRay olunca cilalarlak belki ve de umarım yaparlar çünkü bu halde TV filmi gibi durmakta.

6/24/2009

[1/3] Otokolik Festivali'nin ardından objektife ve aklıma takılanlar...

Öğlen 12 gibi evden çıktım, 2 otobüsle Pınarbaşı'ndaki Autodrome yarış pistine ulaşmayı planlamıştım ama klasik bir şekilde evden çıkıp uzun bir süre Gümrük otobüsü bekledim ve Mine'lerle aynı Pınarbaşı otobüsüne binmek yalan oldu. Gümrükte inince sahip olduğum 2X4GB CF kartın yeterli olmayabileceğini düşünerek Tekonosa'ya uğrayıp bir adet de 8GB'lık kart alayım dedim ama o ne! fiyatı 130TL gibi birşey! Kartlarımın yeteceğini umarak almadan çıktım. Durakta bekleyen Pınarbaşı otobüsünü 10 dakika kadar da orada bekledikten sonra harekete geçen otobüste yanlış planlama ile öğlen güneşinin sert ışıklarına maruz kaldım ve daha festival alanına varamadan terledim. Pınarbaşı'na ilk defa gittiğimden otogarı geçtikten sonra nerede olduğuma dair bhiçbir fikre sahip olmadan devam etmeye başladım, boş boş pencereden dışarı bakarken aklıma hemen Google Maps'i kulanmak geldi, işte teknolojinin hayat kurtardığı zamanlardan biri çünkü otobüsün pisti geçip uzaklaşmaya başlamasını bu sayede farkettim ki pist kenarında bir durak vardır diye düşünmüştüm. Şoför burada inip geriye doğru biraz yürüyeceksin dedi, 20dk kadar 'biraz' yürüdükten sonra kapıya varıp Mine'yi aradım. Mine ve festivale giriş biletim olan Bülent (Babaoğlu) kapıdan beni aldılar, Basın kartını takıp açık havadaki ilk festival fotoğraflama deneyimim başlamış oldu.

Bülent ile sahnenin olduğu bölüme geçtik ve organizasyon firması olan broduction'ın logolarını içeren görev tanımımdaki fotoğrafları çektim. Bülent bira ısmarlamak istedi ama hem devamlı tuvalette uğraşmak istemediğimden hem de ellerime sabit duracak şekilde ihtiyacım olduğundan sonra diyerek reddettim, Bülent ayrıldı ama farkettim ki ben de susamışım :) Bardaki elemanlardan bir su istedim, bir dakka dediler, 3-4 dakka bekledim baktım ki bunlardan hayır yok mekandan uzaklaşmaya başladım ki alımlı güzel bir bayan yanıma gelip dergi için fotoğrafa ihtiyacı olduğunu, elindeki küçük makina ile iyi fotoğraf çekilemediği, onu akşam barda çekip çekemeyeceğimi sordu. Müzik performansı çekiminde iyice pişmiş olan ben modele poz verdirmek konusunda henüz kör cahil olduğundan haliyle rezil olacağız şimdi diye içinden geçirerek kabul etti. Daha sonra güzelimizin harbiden de güzel (Akdeniz II. güzeli imiş) olduğunu ve ünlü fotoğrafçılarla da çalıştığını öğrenince stres yaptı neyse başa gelen çekilir diye düşünerek akşama doğru görüşmek üzere ortamdan ayrıldı ve yarış pistine doğru yöneldi.

Yol üstündeki seyyar bardan su isteyen yazarınız yanıda görevli olduğunu, organizatör için fotoğraf çektiğini de belirtti ama olumsuz cevap aldı; hayda! Bunun üzerine para geçmeyen ortamda Trup firmasının kartını almaya yöneldi, orada da durumu anlattı ama birşey düzelmedi, tamcüzdandan para çıkarıyodrum ki bir kişi gelip siz Mine'nin arkadaşımısının fotoğraf çeken dedi. Hah işte o benim dedim gözlerim parlayarak malum susamıştım baay :) Onun da telefonda konuştuğum Batuhan olduğunu öğrendim ve bardaki elemanlara ne istersem vermemi söyledi. Çok yaşa Batuhan diyerek suyumu aldım, oradaki gençleri de çekiverdim. Biraz rahatlamış bir şekilde arabalara doğru yöneldim ve makinayı kullandım. İşte mekandan araba manzaraları:
Honda S2000 - Mann Filter
Modified Black Mustang
Peugeot Modified for Sound
Modified Honda Civic
NGK Motor Sport
NGK Motor Sport
NGK Motor Sport
NGK Motor Sport

Araba çekimleri bitince yandaki pistte arabaların geçtiğini farkettim tellerin arasından EF 300/4 L IS USM ile biraz çektim, mesafeye rağmen gayet güzel çalışıyordu lens ama ben gidip yakından görüntüleyeyim diye düşünerek piste gittim. Kenardan çektim biraz ama aradaki duvar başlangıç noktasını görmemi engelliyordu, pistin kenarına gittim ve hemen uayarı geldi: "Lütfen duvarın arkasına geçin!", paşa paşa geçtim ben de ama açı çok tersti, karşıdaki görevlilere oraya gelebilir miyim diye sorup karşıya geçtim, ölümcül hata! Orada da her piste yanaşma girişimimden sonra uyarı gelince duvarın arkasına geçtim. Konumum bitiş çizgisine yakında lakin acemiliğimden araçların en hızlı olduğu noktada olmanın pek iyi birşey olmadığını düşünemedim :) 300m pan için çok tel geldi, kısalmam lazımdı hızlı bir şekilde onu çıkarıp 70-200/4 L IS USM'yi taktım, şimdi pan denemelerimi yapabilirdim ama şimdi de elimde olmayan başka bir engel vardı, saat 4'te tepede çok güçlü ışık veren günei! Pan tekniğinde biliyorsunuz uzun pozlama yapmanız gerekir, ne kadar uzun olacağı tecrübe ve deneme-yanılma ile bulunur, benim pek denem yanılma yapma şansım olmadı çünkü f:32 ve ISO50'da yani makinam en az ışığı aldığında bile elde edebildiğim en uzun pozlama değeri 1/13!tü :( Neyse elimizdeki ile idare edelim diyerek pan denemelerine başladım, arabalar bana doğru geldiği ve giderek de hzılandıklaro için işim pek bir zordu;
sonuçlar şöyle oldu:
Otokolik Fest Drag Races
Otokolik Fest Drag Races
Otokolik Fest Drag Races
Otokolik Fest Drag Races

Bu çekimleri yaparken 40-50dakka kadar güneşin altında kaldım, şuanki suratımım yamuk halini muhtemelen özelikle bu pan karelerine borçluyum. Ayrılmak için karşıya geçmemiz lazımdı ama yarışan arabalar bir türlü azalmıyordu ben de el mahkum pisti boydan boya yürüyerek başlangıç çizgisinin arkasından karşıya padok bölgesine gittim, ayakkabılarım da toz içinde kaldı. Bu arada tabii ki de yandık, akşam bu daha çok ortaya çıktı. Buradan giriş kapısına yöneldim, benim bardan bir su daha aldım. Bu arada öğle yemeğini unuttuğumu farkettim ve giriş bölümünden bunu hallettim.

Buradan sonra Akreditasyon ekibini çektim hem organizasyon için hem de Mine için. Bu arada objektifime tanıdık bir yüz takıldı: Gökhan, yanında da Hakan :)
Gokhan ve Hakan objektife yakalandı
Davetiye için içerdeki elemanlarına ulaşamamışlar, görevlilewr de daha ileri gitmelerine izin vermemişler. Mine ile beraber padok bölgesine gittik sonra o ayrıldı. Gökhan'ın kuzeni Mehmet de yarışta Audi TTS ile yarışmış ve günün en iyi derecesini elde etmiş, modifiyesiz güçlü bir araç için sanırım doğal bir durum :)
Mehmet'in Audiı TTS'i drag yarışı sonrasında

Neyse gelmişken arabnın ve onların fotoğraflarını çektim.
Mehmet'in Audiı TTS'i
Mehmet'in Audiı TTS'i
Mehmet'in Audiı TTS'i
Mehmet'in Audiı TTS'i
Mehmet ve Audiı TTS'i
Aile fotoğrafı: Gökhan, Hakan, Mehmet, Audi TTS

Fotoğraf faslı bitince vedalaşıp kapıya doğru yeniden yöneldim, yavaş yavaş konser moduna girebilirdim. ikinci ve üçüncü bölümleri de bu hafta içinde yazacağım şimdilik bu kadar yazı yeter :)

6/08/2009

Tutkularının peşinden gitmek ve sıfırdan başlayabilmek...

Aslında uzun yıllardır ara ara düşündüğüm ama bir türlü gerçekleştiremediğim, gerçekleştirmek için almam gereken riskleri göze alamadığım ve de değişimle gelecek yeni uğraş konusunda da bir fikrim olmadığı için kartvizitimde yazan yazılım uzmanlığı görevimi elimden geldiğimce iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. İşi sadece gelir kaynağı olarak görmek, hele de işten gerçekten de çok zevk almadığınızı düşünüyorsanız hayatınızın büyük kısmını kaplayan bir uğraş olduğunu dikkate alarak oturup biraz düşünmeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Ben de en sonunda böyle yaptım. Askerden geldikten sonra yapmaya başladığım ve dile kolay 3.5 yıl sürdürdüğüm kariyerimin bana neler kattığını, benden neler götürdüğünü oturup dikkatlice düşündüm ve radikal bir karara vardım: geçirdiğim 3.5 yılda tam olarak beni sarmayı başaramamış bu meslek yerine hayatıma anlam katabilecek, severek yapabileceğim yeni bir kariyer yolu çizmeliydim! Ve de tüm riskleri göze alıp bu yolu seçtim...

Yeni kariyerimde pclabs.com.tr ekibiyle çalışmalarına başladığımız www.bascek.com (çok pro durmadığını biliyoruz ama akılda kalıcı olduğu da inkar edilemez) internet sitesinin editörü ve genel yayın yönetmeni olarak fotoğraf teknikleri üzerine yazılar, lens, gövde gibi fotoğraf ekipmanlarının incelemeleri ve testleri, sponsor firmalarımızda ekipman kullanımlarına dair video eğitimlerimizle Türkçe olarak Türkiye'de eşi benzeri olmayan bir çalışmaya imza atacağız. Başlangıçta ekip kısıtlı olacak, Özkan Erden kodlama ve tasarım ile ilgilenirken ben ve Murat Gamsız içerik oluşturmaya başlayacağız ama ilk etapta içerikteki ağırlık bende olacak. Onlar aynı zamanda İstanbul'da oldukları için firmalarla bağlantı işlerini halledecekler ki zaten ortaya koyacağımız kaliteli içerik ile firmaları ayarlamamız çok zor olmayacak. Yayına Temmuz 2009'da başlayacağız, tam tarih belli değil ama o gün geldiğinde ben zaten duyurusunu yapacağım, hiç merak etmeyin ;)

Bu arada şimdilik İstanbul'a gitmiyorum, İzmir'de evden çalışacağım yani eski işime göre +4 saat yoldan kazancım var, bunun 2 saatini spora, diğer 2 saatini de okumaya ayıracağım yani bu radikal kararla aynı zamanda hayat kalitemi ve yaşam standartlarımı da yükseltmiş olacağım :)

3/15/2009

Photostacking

5 kareden oluşan ilk fotoğraf istifleme (ben çevirdim:) aslı: 'photostacking') denemem oluyor. Kullandığım program CombineZP ve temizlik ve rötüş için bol Photoshop. Bu da hikayesi ama İngilizce, idare edin :)

This is a home spider with long lengs, less hair. I was stubborn to shoot it with a a reversed CZJ 2.8/20 (PB) on bellows. As my 4-way focusing rail hasn't arrived yet managing the smal shift in DOFs was a painfull job. I made a boom stick (umbrella attached light stand) and mounted my LED head lamp on it to give the illumination power. Main light power come from the 2 Sunpaks (422 and 433) triggered wirelessly via Cactus V2s stystem. I'm a bit ashamed of myself as the spider is dead by freezing Embarassed I left it at fridge for 15mins but in just 1 mins it was back in motion so in the second phase I left it for 35mins but I guess this was too much. As you can guess the drops are from the melting.

This photostacking is my first result from a 5 photo set but I need to practice more. The result was not clean so used PS a lot to clean it. Here is the final result:
After The Rain

2/22/2009

AFC çip programlamaya giriş :)

http://www.tagotech.com/pic/chip_programming_instruction_20nov08.pdf
Belgeyi mutlaka okuyun ama ben gene de Türkçe olarak temelini anlatayım.
-----------------------------------------------

Ön işlemler:
EV adımını 1/3 e ayarlayın (Custom function bölümünde oluyor genelde)
Makinayı M moduna alın zaman 11 saniye veya üzerinde olsun

Programlama şöyle işliyormuş:
1) Programlama modunun aktifleşmesi
2) Komut girişi
3) Veri girişi

Öncelikle bir türlü çipi odaklamamamasını çözmek için odaklama modunu ONE SHOT'tan çıkaralaım. Nasıl yapacağız?
1) Ön işlemleri yapın
2) Makinayı sabitleyin, tripod kullanmak iyi olur, bir yere odaklayın ve AF onay ışığını alın.
3) şimdi odaklama bileziğine dokunmadan lensi sağa çevirerek çipin gövdeye temas etmemesini sağlayın. Bunu başardığınızda F değeri 0.0 olarak gözükecek.
4) Deklanşöre yarım basın ve lensi geri takın, lens ve dolayısıyla çip yerine oturduğundan itibaren 3 saniye içinde deklanşöre tam olarak basın ve makina çekm yapsın. Evet san sıkıcı bir şekilde asgari 11 saniye bekliyoruz.
5) Çekim sonrasında hemen F3.5 değerini göreceksiniz bu programlama moduna girdiniz demek oluyor, hala F1.4 görüyorsanız olmamış demektir işlemleri tekrarlamalısınız.
6) Programlama moduna girmişseniz sırada AV moduna geçip programlamayı yapmak kalıyor. önceliğimiz daha önceden AV'ye getirip F9.0 da bırakmak olsun, bunu önce değil sonra da yapıyor olabiliriz unuttum şimdi, F9.0 da ONE SHOT'ı devre dışı bırakmış olacağız yani istediğimiz konumda çekim yapacağız, ONE SHOT'daki gibi makina onay vermeden çekememe durumumuz ortadan kalkmış olacak. Ek not: programlama moduna geçince bu işlem otomatik oluyor, kendinizin odaklama yapması her zaman için daha sağlıklı olduğu için bence ONE SHOT kullanmayın.


Veri girme işlemi de önce o belirli diyaframda çekim yaptıktan sonra gene diyafram değerini değiştirip çekim yapmakla oluyor.


Odak uzaklığını değiştirme:
1) programlama moduna geçtik (ilk 6 adımı tekrarladık yani)
2) AV modundan F5.6'da çekimi yaptık. şimdi 10 saniye içinde bizden veri girişi bekliyor olması lazım.
3) diyelim 85mm gireceğiz. 00085 girmemiz lazım yani şu sırada çekim yapmalıyız: F4, F4, F4, F10, F7.1.

Diyafram değerini değiştirme:
1) programlama moduna geçtik (ilk 6 adımı tekrarladık yani)
2) AV modundan F4.0'da çekimi yaptık. şimdi 10 saniye içinde bizden veri girişi bekliyor olması lazım.
3) Şimdi normal diyafram değiştirir gibi diyafram değerini değiştirin, istediğiniz değere geldiğinde çekim yapın, artık çipte hep o değer olacak.

AF onay noktası telafisi:
Burası biraz zor ve muhtemelen deneme yanılma yapmanız lazım. Normalde orta nokta için öntanımlı değer 09 yani ön ve arkaya odak kayması yaşıyorsanız 01-17 arasında değer girerek telafi yapmanız lazım. Ben Nikkor 1.8/85'im için 17 kullanıyorum şuan. Nasıl yapıyoruz:
1) programlama moduna geçtik (ilk 6 adımı tekrarladık yani)
2) AV modundan F8.0'da çekimi yaptık. şimdi 10 saniye içinde bizden veri girişi bekliyor olması lazım.
3) diyelim 17 gireceğiz. Şu sırada çekim yapmalıyız: F4.5, F9.

Bu daha çok her lens için tek çip kullanınca mantıklı bir yöntem yoksa her lens değiştirmede uğraşılmaz ama düşünecek olursanız her EF lensinizin kendi özel programlanmış çipi yokmu zaten ;)

2/02/2009

3:1 Macro = Ultra Thin DOF!

I've pushed the limits with 3:1 Macro
1) Canon EOS 5D, M, 1/200, ISO50
2) Carl Zeiss Sonnar 2.8/85
3) "49-49mm macro reverse coupling adapter"
4) Olmypus G-Zuiko 3.5/28

Support: Sunpak 422D@1/4+ Cactus V2S + Vivitar BD-3

3:1 Macro (Sonnar-Zuiko)
3:1 Macro (Sonnar-Zuiko)
3:1 Macro (Sonnar-Zuiko) 3:1 Macro (Sonnar-Zuiko)

2/01/2009

Double Zeiss, One Macro!

Check out the full sized ones in, named as "Triple Macro":
http://www.flickr.com/photos/yalcinaydin/sets/72157605521828246/

I've realized that I've forgot my 49-49mm macro reverse coupling adapter and tried it immediately.
Order is like this:
1) Canon EOS 5D
2) Olympus Zuiko 3.5/28 has the DOF control
3) Carl Zeiss Jena Pancolar 1.8/50, wide open
Both of them are really sharp lenses so the result is also very sharp :)
The drawback of this macro method is the image circle becomes very small, so I just cropped the rectangle in the image circle, omitting the black parts.

Triple Macro (Zuiko-Pancolar)
Triple Macro (Zuiko-Pancolar)


The second try-out was like this:
1) Canon EOS 5D
2) Carl Zeiss Jena Pancolar 1.8/50@f:11
3) Carl Zeiss Planar 1.4/50, wide open
This time image circle was big enough. I guess it can cover the sensor of a cropped Canon. Again I omitted the black parts.

Triple Macro (Pancolar-Planar)
Triple Macro (Pancolar-Planar)
Triple Macro (Pancolar-Planar)
Triple Macro (Pancolar-Planar)

1/24/2009

Carl Zeiss Tele-Tessar 4/200 (Rollei-QB)

Bu lens satılık lenslerimin arasında 300Tl ile yer alıyordu, lakin kırık parmak ve adaptörsüzlük dolayısıyla deneme fırsatım olmamıştı, 2 aydır rafta sakin sakin bekliyordu da diyebiliriz. Madem satıyoruz bari en azından denemeden yollamayalım dedim ve flaşımı takıp test çekimleri yaptım. Öncelikle söylemem gereken makro yetenekleri olan bir lens kesinlikle değil bu, yani bir Tamron SP değil çünkü asgari netleme mesafesi 2.5m civarında.

Lens ufak tefek bir lens değil, bu biraz Tele-Tessar tasarımından kaynaklanıyor diyeceğim ama Carl Zeiss Tele-Tessar 4/135 buna göre baya ufak tefek kalıyor. Canon EOS 5D + Carl Zeiss Tele-Tessar 4/200 yaklaşık 1410g gelmekte, aşırı ağır bir lens değil yani, buna çok hızlı olmamasının payı büyük.

Kullanımı ise kolay, f:4-32 arası diyaframı kolay ayarlanıyor, hemen önünde de netleme bileziği var, asgari netleme mesafesi 2.5m civarı, 30m'den sonrası da sonsuz oluyor. Son olarak gövdeden kayan güneşliğin olduğunu belirteyim, hayatı kolaylaştıran bir ayrıntı :)

Peki görüntü kalitesi nasıl? Zeiss üretimi olup da kötü olan bir lens olabileceğini mi düşünüyorsunuz :) Bu lens de bir istisna değil, en açık diyafram değerinde bile çok keskin görüntü veriyor, tele'nin verdiği sıkıştırılmış persfektif ile kaymak gibi bokeh elde ediyorsunuz ve nesnenizi her türlü ortamdan soyutluyorsunuz. f:4 yavaş kalır diyebilirsiniz ama mesafe sorununu ortadan kaldırırsanız bence çok güzel portre (omuz üstü) lensi olabilecek potansiyele sahip. Akşam bu alanda da çekim yapıp yazıyı güncelleyeceğim.

Sonuç:
Canon kullanıcılarına kesinlikle tavsiye edebileceğim bir lens ;)

Canon EOS 5D + Carl Zeiss Tele-Tessar 4/200 + Sunpak 422D ile çekilmiş 12MP'lik örnek kareler için tıklayınız:
http://www.flickr.com/photos/yalcinaydin/sets/72157612834391176/

# Canon EOS 5D @ M, 1/200, ISO100
# Carl Zeiss Tele-Tessar 4/200 @f:4
# Sunapk 422D (36GN) @1/8









1/20/2009

Canon FD ve Leica M lenslerinizi dijital sistemlerinizde kullanmak ister misiniz?

LAM değerleri nedeniyle lense müdahale etmeden şuan için sadece Micro 4/3 sistemlerinde kullanma imkanına sahipsiniz.
Leica M -> M4/3 : 14,700 yen (vergi dahil)
Canon FD -> M4/3 : 14,700 yen (vergi dahil)

Adaptörler Japonya'dan, daha fazla bilgi için iletişime geçiniz.
TEL: (03)3948-6160   
FAX: (03)3948-6289
E-posta: rayqual@mbp.nifty.com


kaynaklar:
http://dc.watch.impress.co.jp/cda/review/2009/01/20/10023.html?ref=rss
http://homepage2.nifty.com/rayqual/Micro4_3.html

1/18/2009

Leitz Wetzlar Elmarit-R 1:2.8/35 (Leica-R)

Leitz Wetzlar Elmarit-R 1:2.8/35'i kullanmam üzere ödünç veren Serdar Abiye teşekkür ediyorum, bu lensten ayrılmam baya zor olacak :)

Uzun zamandır kullanmak istediğim Leitz Wetzlar Elmarit-R 1:2.8/35'i sonunda kullanma imkanına kavuştum ve hemen ilk etapta söyleyebileceğim, mükemmel bir başarım sunduğu olacaktır. üstünde açık bir şekilde yazmasa da bu lens aslında hepinizin Leica olarak bildiği markanın bir lensi. Lensimizin fiziksel olarak Carl Zeiss Sonnar 2.8/85 ile hemen hemen aynı, Canon EF 1.8/50 II ile de benzer boyutlarda olduğunu söyleyebiliriz. Çok hassas olmayan ölçümlerime göre 51mm uzunluğa, en geniş yerinde 60mm çapa sahip, filtre çapı ise tam emin olamamakla birlikle 47mm gibi görünmekte, 49mm'lik filtreler geniş geliyor. Gene hassas olmayan ölçümlerime göre de 300g aırlığa sahip.

Lensin karakterine gelirsek:

  • En geniş diyaframında bile çok keskin görüntü verebiliyor
  • 0.3m'lik asgari netleme mesafesi sayesinde yakın çekimlerde baya esneklik sağlıyor, tam makro olmasa da çiçek çekimlerinde yeterince yakınlaşmanıza izin verecektir.
  • Leica'nın meşhur nötr renk tonlarına sahip yani insan içeren kareler için biçilmiş kaftan.
  • Bu odak uzaklığı için f:2.8'nin verdiği alan derinliği yeterince yeterli geldi bana, daha hızlı lens isterseniz ödemeniz gereken fiyat da baya artacaktır.
  • Bokeh genelde anlamda pürüzsüz ve temiz ama arka plan çok kalabalık olunca pürüzsüzlük dikkat dağıtıcı bir şekle dönüşebiliyor.

Şuan ebay'den almak istediğinizde açık arttırmalarda 180USD'dan başlayan fiyatlar göreceksiniz, beklemek istemezseniz "Buy Now" ile ödemeniz gereken bedel asgari 250USD olacaktır Eğer keskin ve nötr renk tonları veren bir 35mm istiyorsanız Leitz Wetzlar Elmarit-R 1:2.8/35 size istediğinizi verecektir.

Aşağıdaki karelere tıkladığınızda fotoğrafın flickr sayfası açılacak, fotoğrafın üstündeki ALL SIZES'a tıklayıp açılan sayfadaki ORIGINAL'a tıklarsanız 5D'den çıkan 12MP'lik esas kareye ulaşmış olacaksınız, detay ve keskinliği görebilmeniz için mutlaka büyük hallerine bakınız! Karelerdeki noktalar temizlik isteyen 5D'min optik algılayacısından, lensten değil.
http://www.flickr.com/photos/yalcinaydin/sets/72157612616740012/

Lensin kendi kareleri ise Canon EOS 5D, Carl Zeiss Jena Pancolar 1.8/50 ve Sunpak 422D ve 433D kullanılarak çekilmiştir:

Leica Elmarit-R 2.8/35Leica Elmarit-R 2.8/3Leica Elmarit-R 2.8/35Leica Elmarit-R 2.8/35
Leica Elmarit-R 2.8/35 with EF 28-135

Kareler Canon EOS 5D + Leitz Wetzlar Elmarit-R 1:2.8/35 ve Sunpak 422D flaş kullanarak çekilmiştir:
Nergiz
Plant, wide open
Aydın from the combination of 5D+Leica+Yalcin and Sunpak 433D

1/14/2009

DSLR’da MF Lensleri Kullanma Yöntemleri

Her lens en öndeki optik elemanına gelen ışıkları içerdiği iç elemanlardan geçirerek en arkadaki optik elemanından en uygun kalitede çıkaracak şekilde tasarlanır, bu tasarım aşamasında lensin optik elemanlarında kullanılan malzeme ve optik elemanların yerleşimleri lensin vereceği görüntünün karakterini belirler. Bunun dışında önemli olan konu da lensin üreteceği görüntünün gövdedeki optik algılayıcıya tasarlandığı gibi düşmesidir, bunun sağlanabilmesi için lens gövdesi üretici firma tarafından her sistem için ayrı ayrı tasarlanır yani Tamron lenslerini tasarlarken belli bir lensi tasarlar sonra da her sistem için ayrı kafaya sahip versiyonunu üretip piyasaya sürer. Bunun en güzel örneğini Tamron’un Adaptall sisteminde görebiliriz: Her sistem için değişmeyen bir ana lens ve her sistem için özel olarak üretilmiş değiştirilebilir bir kafa; bu sayede tek bir lensi sadece kafasını değiştirerek hem Canon EOS sistemlerinde, hem Pentax sisteminizde hem de Nikon sistemlerinizde kullanabilecekseniz.

Peki bunun mantığı nedir?

Lensi tasarladığınızda lensin son optik elemanından çıkan ışık ışınları belli bir mesafedeki optik algılayıca düşecek şekilde tasarlarsanız, gövdenin en arka kısmındaki parçanın konumunu gövde sistemlerinin tasarlandığı mesafeye yani ‘Register Distance’a uyacak şekilde tasarlayabilirsiniz yani gövdenin tasarlandığı ‘Register Distance’ değerine göre lensinizi tasarlamış olursunuz. Burada MF lenslerin dijital gövdelerde kullanımını mümkün ya da imkansız kılan en önemli terimimizden de bahsetmiş olduk: ‘Register Distance’.

‘Register Distance’ nedir?

‘Register Distance’ aynı zamanda ‘Flange to Back Distance’ olarak geçer yani gövdedeki bayonetin en dış yüzeyinin gövdedeki optik algılayıcının ya da filmin bulunduğu düzleme olan mesafesi dir. Bu terimi Türkçeleştirmek istedim ve uzun düşüncelerden sonra en uygun gelen isimlendirme şu oldu: ‘Lens-Algılayıcı Mesafesi’, bundan sonra kısaca LAM olarak geçecek. Burada konunu daha kolay açıklayabilmek için çok hassas olmayan bir şekil oluşturdum, EF 50/1.4 takılmış bir Canon EOS 5D ve her EOS sisteminde olduğu gibi LAM değeri 44mm. Yani 44mm LAM değerine göre tasarlanmış tüm lensleri EOS bayonetli tüm gövdelere teorik olarak takıp optik algılayıcıda uygun görüntü oluşmasını sağlayabiliriz.

Register distance for EOS systems

Pratikte durum nasıl?

Pratikte işin içine bazı başka faktörler de girer:

· Lensin LAM değeri ile gövdenin LAM değeri ile aynı olmalıdır ama bu ne çekildiğine göre zorunluluk olmayabiilir. Bu konuyu birazdan biraz daha açacağım.

· Lensi takabilmek için lensin kafa yapısının, gövdenin ağzının uyması gerekir, bu da vida mantığından farklı bir şey değildir. Ama uymuyorsa da aşılmaz bir sorun değildir birazdan bunu da açacağız.

· Son olarak da lensin arka kısmında yani gövdenin içinde kalacak kısmında takılmasını engelleyecek gövdeden dışarı çıkan parçaların olmaması gerekir ama bu da aşılmaz bir sorun değildir.

Gelelim sistemlerin farklarına:

Farklı sistemler genelde farklı LAM değerlerine sahip olurlar ve bu fark lensinizle sonsuza odaklamak istediğinizde ortaya ciddi sorunlar çıkarabilir. Hemen hemen her lensle yakın mesafedeki konuları çekebilirsiniz yani yakın konularda LAM değeri sorun olmaz ama sonsuza odakladığınızda işler değişir çünkü elinizdeki lens tasarlandığı sistemin LAM değerinde sonsuzdaki nesnelerden gelen ışık ışınlarını sorunsuz şekilde optik algılayıcıya düşürecek şekilde tasarlanıp üretilmiştir. Burada lensin durumu gövdenize göre 3 şekilde olabilir:

· LAM değerleri aynıdır yani gövdenize göre tasarlanmış bir lenstir. Canon EF serisi lensin Canon EOS gövdelerde sorunsuz çalışması gibi.

· LAM değerinin gövdenizin LAM değerinden büyük olması durumu. Bu, seminerimizin de çıkış noktasını oluşturmaktadır yani gövdenin LAM değerini arttırmalı ve gövde lensinizin LAM değerine göre tasarlanmış gibi modifiye etmenizdir. Bu modifiye geriye dönüşü olan bir işlemdir: gövdeye lens takar gibi dişi kısmı lensinizin kafasına uygun ağız, erkek kısmı da gövdenizin ağzına uygun erkek kafa olan metalden yapılmış, ek bir optik eleman içermeyen adaptör takmak ve lensinizi de bu adaptöre takmaktır. Adaptör dediğimizde bu adaptörden bahsediyor olacağız.

· LAM değerinin gövdenizin LAM değeri nden küçük olması durumu ki bu işleri zora sokan bir durumdur. Bu durumda yapabileceğiniz 5 şey vardır:

1. Lensinizi gövdede değişiklik yapmadan olduğu hızda kullanamayacağınızdan o lensi ve lens sistemini unutmanız. Örnek vermem gerekirse: Canoncuların Canon FD lenslerini unutması, Nikoncuların M42 lenslerini unutmalarının gerekmesi.

2. Dişi kısmı lensinize uyan, erkek kısmı da gövdenize uyan adaptör kullanmanız. Yani Canon FD lensinizi Canonunuzda kullanabilirsiniz ama aslında bu adaptör uzatma tüpü olarak görev yapacaktır, yani az da olsa ışık kaybınız olacak ve belli bir mesafenin ötesini netleyemeyeceksiniz. Sonsuza netleyemeyeceksen bu ne işe yarayacak? Macro lensiniz olmuş olacak! Bu şekilde kullanım için görüntü algılayıcınızı kaplayacak kadar görüntü verebilecek herhangi bir lensi kullanabilirsiniz.

3. Gövdedeki ağzı farklı bir ağızla değiştirmek ki bu geri dönüşümü olabilen bir yöntem olabileceği gibi lenslerinize fiziksel olarak dokunmak istemiyorsanız gövdede geri dönüşümsüz bir müdahale olabilir. Bunun için Minolta MD à EOS ve Leica-R à Nikon F ağızları mevcuttur.

4. Optik eleman içeren adaptör kullanmak. Eminim kulağa çok çekici geliyordu ama ne yazık ki pek öyle değil çünkü bu yöntemin çok fazla eksi yanı var ve pek önerdiğim bir yöntem değil. Bunu ayrı olarak biraz açayım ve kafanızdaki soru işaretleri dağılsın.

5. Lensinizde fiziksel değişiklikler yaparak LAM değerini küçültebilirsiniz. Bu şekilde pahalı profesyonel uygulamalar olduğu gibi ev yapımı başarılı uygulamalar da mevcuttur.


Optik eleman içeren adaptörler:

Adaptörün içine en arka eleman görevi görecek optik eleman ekleyerek lens ve adaptör ikilisinin LAM değerini arttırarak sonsuzdan gelen ışık ışınlarının da optik algılayıcınıza olması gerektiği gibi net düşmesini sağlayabilirsiniz. “Ne güzel işte netleme sorununu ortadan kaldırıyor bu yöntemi neden önermiyorsun peki?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Optik eleman içeren adaptör zayıf TC gibi davranacaktır yani günümüz en modern TC’sinin sahip olduğu tüm kötü olumsuzluklara sahip olacaktır:

1. Özel olarak üretilmemiş ek optik eleman yeterince kaliteli olamayacaktır ve lens sistemine kat çıkar gibi müdahale ettiğinizden görüntü kalitesinde, CA’dan tutun da çözünürlük değerine kadar kötüleşme olacaktır. Kaliteli optik eleman kullanılan adaptör bulmak konusunda da sorun yaşayacaksınızdır. Canon’un kendi üretimi olan FD-EOS adaptörlerinde bu kalite kaybı asgari ölçüdedir ama bundan başka ciddi bir adaptör üretilmemiştir.

2. Bu adaptörle stop kaybınız olacak ki ne kadar olacağı adaptörde kullanılan camın kalitesine bağlı olacaktır. Canon’un kendi FD-EOS adaptörü bile 2/3 stop kaybına neden olmaktadır yani teoride f:1.4 olan lensiniz pratikte f:2 olacaktır.

3. Her TC’de olduğu gibi odak uzaklığınız artacaktır. Canon’un kendi FD-EOS adaptöründe bu yaklaştırma oranı 1.26x’tir.

4. Fiyat! 30$’lık camlı adaptörlerden verim beklemek pek gerçekçi olmayacaktır, Canon’un kendi FD-EOS adaptörü normal kullanıcılara satılmak için üretilmemiştir, sadece kendilerine kayıtlı olan Profesyonel fotoğrafçılara istekler doğrultusunda özel üretilerek verilmiştir yani sayıları gerçekten de azdır ve çok ender olarak ebay’de görülürse fiyatı 1000$ seviyesini görmektedir. Bu adaptörler 50mm lensinizle kullanılmak için değil zaten pahalı olan hızlı tele lenslerle kullanılmak amacıyla üretilmişlerdir.

Neden eski MF lensler?

1. Fiyat/performans konusunda AF lenslere göre tartışmasız bir şekilde açık ara öndedirler. 100YTL’ye 50/1.4 lens alabilirsiniz, şansınız varsa daha bile ucuza.

2. Plastik değillerdir, tamamen metal bir gövdeye sahiplerdir yani çok daha sağlamdırlar.

3. Optik başarımı mevcut AF lensleri utandıracak kadar başarılı olan lensler mevcuttur.

4. Makro çalışıyorsanız çok daha pahalı yeni modeller yeriene rahatlıkla eski MF lens alabilirsiniz ne de olsa tam kontrole sahip olabilmek için MF olarak kullanmak isteyeceksiniz.

5. Uzatma tüpü ile ya da gövdeye ters bağlayarak kullanacaksanız gene MF lens kullanarak aynı çalışmayı yapabilirsiniz.

6. Önceden odaklama isteyen spor müsabakalarını çekecekseniz hızlı MF lensleri tecih etmeniz olasıdır.

Ne zaman AF lensleri kullanmak isteyeceksiniz?

1. Diyaframı gövdeden değiştirmek istiyorsanız MF lensler size göre değildir.

2. Gözleriniz çok iyi değilse ya da AF sistemi olmadan yapamayacaksınız MF lensler size göre değildir. Netleme konusunda yardımcı ekipmanlar kullanabilirsiniz ama hiç birzaman bir USM motorunun hassasiyetini aynı odaklama hızı ile yakalayamayacaksınız.

3. Enstantene öncelikli (Canon için TV modu) çekim yapıyorsanız ya da diyaframın gövde tarafından kontrol edileceği otomatik modlardan birinde çekim yapacaksanız MF lensler size göre olmayacaktır.

Dijital gövdede MF lensler kimler için uygundur?

· Stüdyoda flaş sistemleri ile çalışıp üstün optik kaliteli sabit odak uzaklıklı lensler kullanmak isteyenler.

· Odaklama konusunda tam kontrol isteyip hız konusunda sorunu olmayan Portre çekenler.

· Ön odaklama yaparak spor karşılaşmaları çekenler.

· Her çeşit yöntemle makro çekenler (gövdeye ters bağlanmış 50mm’lik lensle 1:1 makro çekebileceksiniz, 28mm’lik lensle ise yaklaşık 2:1 makro!)

· Uygun fiyatlı lens sahibi olmak isteyenler.

· Elinde filmli dönemden kalma lenslere sahip olanlar.

· Koleksiyonerler :)


Peki hangi gövdede hangi lens sistemlerini hangi yöntemle kullanabiliriz?

Bunun için lensiniz ve gövdenizin LAM değerlerini karşılaştırmanız daha önce belirttiğim yöntemlerden birini uygulamanız yeterli. Kısaca bazı çok yaygın olarak kullanılan sistemlerin LAM değerlerini mm olarak vereyim:

55.00 T2
47.00 Leica-R
46.50 Nikon F/ Fuji
46.00 Olympus-OM
44.50 Pentax-K, M42, C/Y
44.70 Exakta
44.50 Sony Alpha
44.00 Canon EOS
43.50 Minolta MD
42.00 Canon FD
40.50 Konica F
38.67 4/3 Sistemler


Canoncuyum adaptör konusunda seçeneklerim nedir?
Orta Format:

- Pentacon 6

- Hasselblad

- Pentax 67

- Mamiya 645


35mm:

- Adaptall (yol dahil 30USD)

- T2

- M42

- Olympus-OM

- Pentax K

- Leica-R

- Contax/Yashica

- Rollei-QB : yerli üretim gelecek ;)

- Nikon F

- Exakta (yol dahil 65USD)

- Praktica Bayonet (yol dahil 110USD) : yerli üretim gelecek ;)

- Optik elemanlı Minolta MD

- Optik elemansız Minolta MD (sadece makro)

- Optik elemanlı Canon FD

- Optik elemansız Canon FD (sadece makro)

Nikoncuyum adaptör konusunda seçeneklerim nedir?
Orta Format:

- Pentacon 6

- Hasselblad

- Pentax 67

- Mamiya 645

35mm:

- Tabii ki adaptör kullanmadan eski tip MF Nikon F lensler ama bunda da kısıtlamalarınız var.

- Adaptall (yol dahil 30USD)

- T2

- Optik elemanlı M42

- Optik elemansız M42 (sadece makro)

- Optik elemansız Canon FD (sadece makro)

Pentaxçıyım adaptör konusunda seçeneklerim nedir?

35mm:

- Pentax K

- M42

- Adaptall

- T2

- Nikon F

Sony sistemi kullanıyorum , adaptör konusunda seçeneklerim nedir?
Orta Format:

- Hasselblad

35mm:

- Optik elemanlı Nikon F

- Optik elemanlı M42

- Optik elemansız M42 (sadece makro)

- T2


4/3 sistemi kullanıyorum, adaptör konusunda seçeneklerim nedir?
Orta Format:

- Pentacon 6

35mm:

- Olympus-OM

- Pentax K

- Contax/Yashica

- Nikon F

- Exakta

- M42

- Leica-R

- M42

Odaklama yaparken yardımcı olabilecek ekipmanlar:

· Optik vizörün büyük ve aydınlık olması en büyük yardımcınız, 400D'den 5D'ye geçmemin ana sebebi. Pentamirror yerine Pentaprism tercih edilmeli. Pentax *istDs, 5D, 1D serisi, D2 ve D3 serisi, D700 bu konuda başarılı olduğunu bildiğim gövdeler. XXD, DXXX, KXXD serilerinin vizörleri bunlardan sonra geliyor. 400D'ninki pek bir küçük ve karanlık :( K100D, 400D'ye göre bariz daha aydınlık. Olympus EXXX serilerinin hepsi tünel gibi ve karanlıkmış diye okuyorum.

· Portre, makro, gökyüzü ve manzara çekerken live-view yardımcı olacaktır.

· Bir diğer yöntem de adaptörlerinize ekleyeceğiniz AFC çipleri (Auto Focus Confirm / Otomatik Netleme Onay) ile makinanızın 'focusing screen'inde bulunan AF noktalarını aktif hale getirmek olacaktır. Bu şekilde gövdeyi bana takılı lens var odak onaylama sistemimi devreye sok diyerek aleti kandırmaktayız. Siz gene MF yapacaksınız ama odaklamayı tam tutturduğunuzda kırmızı AF ışığınız odağın bulunduğu noktada yanacak. Yalnız eliniz çok hassas olmadığı için mükemmel odaklama için uğraşmanız gerekebilir. Canon ve Olympus için AFC çipi satılmakta. Bu çipler de 2 çeşit olmakta:

1. Gövdeden çeşitli tuş kombinasyonları ile yeniden programlanabilen, netleme konusunda telafi değeri girebileceğiniz, çipte bulunan odak uzaklığı ve azami diyafram değerlerini değiştirebileceğiniz çipler.

2. Yeniden programlanamayan içlerinde sabit odak uzaklığı ve diyafram değeri bulunan çipler.

· Ama zaten gövdeniz varsa o zaman buna uygun çözüm üretmek gerekecektir. Tüm DSLR sahiplerinin işini kolaylaştıracak aletler optik vizöre takılan büyütücülerdir ve 2 çeşit mevcut:

1. "1.25x Viewfinder Magnifier for X" şeklinde satılan optik vizöre takılıp onu uzatan ekipman. 2.3X'lik versiyonu da mevcut.

2. "Right Angle Viewfinder" denilen benim kullanımını daha pratik bulduğum yere yakın çekimleri de çok kolaylaştıran ekipman. 400D'de 2X versiyonunu kullanmıştım, 2.5X çıkmıştı, şimdi de 3.25X modeli çıkmış (70USD) ama 2X'e göre boyut olarak baya büyümüş gibi geldi.

DSLR dışında uygulamalar:

Bu konuyu kısa keseceğim, merak edenler daha fazla araştırma yaparak bilgi edinebilirler. LAM değeri çok küçük olan eski sinema lenslerinizi bas-çek dijital makinaları modifiye ederek takabilirsiniz aynı zamanda yeni çıkan micro 4/3 sistemleri de (ayna içermedikleri için bu sınıfa dahiller) bu lensler için yeni bir ev olmak için biçilmiş kaftanlar.

8/05/2008

Dark Knight: Best Movie Ever ?

I've watched it for the second time yesterday with my sister from the front seat and laying on the seat and I must admit that to take the cinema taste you must be close to the big screen, you may not share the same opinion with me but this is just my taste :)

Anyways, this time I just concentrated on the characters, how the acting gave life to them, little speeches that have big impacts on the story, Batman's logical toys (excluding the last hi-tech machine which I don't know if it can be applied or not), great musics helping to create and improve the atmosphere of the movie (it reminded me the musics of the "There Will Be Blood").

Joker is outstanding but not just the talent of Heath Ledger, the new version ıf the character is really strong and different than the originally created in comics and first Batman movie (based on the comics), this one is dark and brutal and has great depth.

I just couldn't like the Two Face character, I don't know why but I just couldn't, maybe just the FX job that looks very messy to look at and prone to infections.

I also watched the first two Batman movies this weekend which are nice for their era but not a match for Nolan's Batmans. Batman Returns' Batman is nothing special, the Penguin and especially the Cat Woman made the movie watchable.

Overall opinion: This is a masterpiece for an action movie that has a great story (yes the plot is great) with lots of suprises, dialogs, great musics, great acting and realistic touch to all Batman materials to date. This is one of the best movies of the year!

6/30/2008

İstanbul konser çekimi gezim :)

Masstival : olmadı bu :)

İstanbul Caz Festivali

  • 7 Temmuz Pazartesi
    21:00 Taksim Trio Feat. Zakir Hussain
    22:30 Cem Tuncer Trio [Cem Tuncer (g), Kağan Yıldız (b), Ediz Hafızoğlu (d).]
  • 8 Temmuz Salı
    22:30 Sibel Köse Band feat. Jean-Loup Lognon [Sibel Köse (vo), Jean-Loup Lognon (tp), Burak Bedikyan (p), Kağan Yıldız (b), Ferit Odman (d).]
  • 9 Temmuz Çarşamba
    22:30 Burak Bedikyan Trio feat. Kestutis Vaiginis [Burak Bedikyan (p), Kestutis Vaiginis (s), Caner Kaptan (b), Ferit Odman (d). ]
  • 10 Temmuz Perşembe
    19:30 Genç Caz: NeuTrio [Çağrı Erdem (g), Berker Şahin (b), Erdem Göymen (d).]
    22:30 New Kids on the Bop [Burak Bedikyan (p), Caner Kaptan (b), Ferit Odman (d).]
  • 11 Temmuz Cuma
    19:30 Genç Caz: Trio Iff [Semih Önyer (p), E.Buğra Balcı (b), Olgu Acar (d).],
    22:30 Selim Benba Trio [Selim Benba (p), Kağan Yıldız (b), Deniz Dündar (d).]

6/07/2008

Portecho (Opus, 06.06.08)

Müziği dinlemediyseniz ve elektronik müzikten hoşlanıyorsanız bu mükemmek grubu keşfetmeniz için gereken adres:
Portecho myspace sayfası


Konser fotoğrafları:
Portecho konseri fotoğrafları için tıklayınız :)


Portecho

Portecho

Portecho

Trio Pa'lante

Izmir Caz Dernegi'nden Ilk Konser : Latin Caz Konseri - Trio Pa'lante
Felipe Monque (Piyano)
Jose Cuchy Almedia (Bas ve Timbale)
Carlos Esposito Kutunba (Vokal, Perkusyon)

6 Haziran 2008, Cuma - Saat: 20:30 - Ege Sanat Gosteri Merkezi (Karsikaya Tiyatro Sokagi, No: 30, Tel: 32321 02)

Gösteri merkezi eski bir sinema salonu ve bunun kötü etkisi en ön koltuk sırası ile sahne arasında boşluk yok bu da nereye oturursan konser sonuna kadar oradan çekersin demek oluyor ki piyanoyu hiç çekemedim bu nedenle. Seyircileri coşturmayı bildiler ve İzmir'de ilk defa bir caz konserinde salonun bu kadar dolu olduğuna şahit oldum, salon çok büyük değildi ama gene de boş yerin pek kalmaması güzel bir olay :)

Trio Pa'lante

5/31/2008

Önder Focan Quartet

Temmuz ayında İstanbul Caz Festivali'ni fotoğraflamaya gidiyorum ama sanırım o zamana kadar Perşembe günü fotoğrafladığım Önder Focan Quartet performansı son konser olacak.

Fotoğraflar için:
http://www.flickr.com/photos/yalcinaydin/sets/72157605353284575/

Şenova Ülker

Önder Focan

Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull (2008)

Vizyona özet tadında bir bakış:
Evde ve yatakta izledim, yeterince heyecanlı gelmemiş olacak ki uyumamak için kendimi zor tuttum ve yüksek çaba göstererek filmi tamamladım. Aslına bakarsanız serinin önceki filmleri de öyle çok beğenmiş değildim yani bu sonuç çok da anormal değil. Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull'ın Sinemaya gidip para verilmeye değecek bir film olduğunu düşünmüyorum ama siz bilirsiniz :)

The Other Boleyn Girl çok ağır bir film ama çok güzel 2 kadın oyuncuya sahip. Tarihi filmleri seviyorsanız dramı da kaldırabilirim diyorsanız bu daha iyi bir tercih.

Funny Games ise bence sinemaya gidilecekse seçilecek film olmalı, her zamank, gibi bizde vizyona geç giren filmlerden ve bu filmlerde olduğu gibi evde izlenmesi bence hiç de kötü bir şey değil, dünya ile neden aynı zamanda değil de aylar sonra izletiliyoruz ki? Neyse giriş kısmındaki sert müzik geçişi ve filmin sonu ve de ortadaki geri sarma bölümü favorilerim.

6/21/2007

Din Devleti Olma Yolundaki Türkiye

sayılar her şeyi gösteriyor, AKP döneminde Diyanet işlerinin bütçesi 22 üniversitenin toplam bütçesine denk hale getirilmiş. Okuldan çok cami yapılmış, doktordan çok din görevlisi işe alınmış. Kadrolaşmanın bu kadarı, sülüklüğün böylesi 'LAİK' Cumhuriyetler içinde eşi benzeri olmayan bir durum olsa gerek. Veriler Can Dündar'ın köşe yazısından alınmıştır. Buyrun rakamlara bakın kalın...

Türkiye'de kaç okul var?
67 bin...
Kaç hastane var?
1220...
Kaç sağlık ocağı var:
6 bin 300...
Peki kaç cami var?
85 bin...
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Peki kaç kilise var?
270...
Kaç cemevi var?
100.
* * *
Türkiye'de kaç doktor var?
77 bin...
Peki kaç din görevlisi var?
90 bin...
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.
* * *
Türkiye'de kaç kütüphane var?
1435...
Almanya'da kaç kütüphane var?
11 bin...
Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
13...
Kaç kentte kuran kursu var?
81...
Bu kursların toplam sayısı kaç?
3852...
* * *
Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane "cami yaptırma derneği" var?
35 bin...
* * *
İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon...
Ulaştırma Bakanlığı'nın?
678 trilyon...
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın?
677 trilyon...
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın?
632 trilyon...
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın?
280 trilyon...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın?
249 trilyon...
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın?
404 trilyon...
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
* * *
Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997'de 66 trilyon.
1998'de 119...
1999'da 180...
2000'de 270...
2001'de 302...
2002'de 553...
2003'te 771...
2004'te 1 katrilyon...
2005'te 1 katrilyon...
2006'da 1,3 katrilyon...
2007'de 2.7 katrilyon...