Ece Temelkuran, İzmir ve 'taşlama' üzerine 3 bölümlük bir yazı dizisi hazırlamış. Yazın Kadifekale'de 2 gün çekim yaptığım için çok da korkulacak bir yer olmadığını bildiğim bu bölge, İzmir insanı için korkulacak, uzak durulacak bir yer olarak bilinmekte ve gitmeye çekinilmekte.
Yazıyı bitiren son bölüm özellikle hoşuam gitti, paylaşmak istedim.
Alıyor eline bayrağını, bir şey söylemeye çalışıyor. İzmir bir şey söylemeye çalışıyor. Sorsan, o da tam olarak bilmiyor. Ama bu kadar acele, bu kadar ani gelen ‘açılımda’ bir tuhaflık olduğunu düşünüyor. Ama yine de şurası kesin:
İzmir düşünüyor. Kafa yoruyor. Anlamaya çalışıyor. Tehlikeli bir biçimde ‘kafası net olan’ şehirlerden değil İzmir. Samimiyetle tartışıyor. Her zaman yaptığı gibi.
Yazıları okumak isteyenler için bağlntıları da sağlayalım:
Bir,
Üçİkiyi boşuna aramayın yok zira arama yeteneğim gelişmiştir ve ben yarım saat kasmama rağmen bulamadım :D
Bu arada gerçekten de bu büst çok gereksiz bir masraf. En son AKP'li de olan parkçı, bahçeci, gölcü Cemil Şeboy'un son marifeti...
Konuyu ortaya koyan da fotoğraf konusunda tetikleyici dostum Okan oldu, onun
yazısını da okuyun ;)
Ve Kadifekale'den gözüme takılanlar:






